|
PATRİK HAZRETLERİNİN DOĞUŞ YORTUSU MESAJI
|
PATRİK HAZRETLERİNİN DOĞUŞ YORTUSU MESAJI
(Ermenice’den Türkçe’ye çeviren: P. Drtad Uzunyan)
Çünkü bize bir çocuk doğacak
Bize bir oğul verilecek.
Yönetim onun omuzlarında olacak.
Onun adı Harika Öğütçü,
Güçlü Tanrı,
Ebedi Baba,
ESENLİK ÖNDERİ
olacak. (İşaya 9.6)
Sevgili Cemaatim,
KRİSDOS DZINAV YEV HAYDNETSAV!
MESİH DOĞDU VE BELİRDİ!
Rab’bimiz İsa Mesih’in yüreklerimizi sevinçle dolduran Kutsal Doğuş ve İlahi Beliriş yortusu, bize, bir kez daha, tabiatı gereği ebedi ve sınırsız olan Allah’ın, günahın karanlığı içinde kahrolan, esenliğin ve kurtuluşun yolunu arayan insanlığı aydınlatmak üzere, belli bir süre için yer ve zaman sınırlılığı içine girdiğini anımsatıyor. Çünkü Doğan, kutsal ya da ermiş bir insan, hatta bir peygamber değildi. O, Allah’ın beden alan Kelamı idi. O, belli bir yer ve belli bir zamanda doğuyor olsa da, başlangıçta vardı. “Başlangıçta O, Allah’la birlikteydi” (Yu.1:1-5).
Eski Ahit halkı yüzyıllar boyunca sürekli olarak Mesih’in geleceğini müjdeleyen peygamberlikleri okudu ve tesellisini bunda aradı. Yeni Ahit halkı ise 2002 yıl önce Beytlehem yakınlarında sürülerini otlatan çobanlara verilen müjdeyi nurlu imanının ayrılmaz bir öğesi saydı; “Bugün size Davud’un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu Rab Olan Mesih’tir” (Luka 2.11).
Her yıl olduğu gibi, bu yortuda da, Mesih’in kutsal doğuşunun müjdesini anlatan metinleri okumak, ya da ilahileri duymak bazıları için belki de gereksiz bir tekrar gibi gözükebilir. Ancak imanlı kişiler için bu müjde, eğer olmazlarsa fiziksel varlığımızı sürdüremeyeceğimiz su ve ekmek gibidir. Öyle ki, eğer aradığımız ruhani hayat ise, Allah’ın Sözü’nün neden beden aldığını daima anımsamak zorundayız.
Bu harika, muhteşem ve ilahi bir sırdır! Bu, aynı zamanda Allah’ın biz günahkarlar için beslediği sınırsız sevginin işaretidir!
Allah’ın Sözü, Kutsal Ruh’un etkisiyle, Kutsal Bakire Meryem’den beden aldı ve insan oldu: “Çünkü Allah dünyayı o kadar çok sevdi ki, Biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yuhanna 3.16).
Allah’ın Biricik Oğlu’nun dünyamıza gelmesi, ruhların kurtarılması planının ilk aşamasıydı. O’nun en hayati görevleri insanların arasından düşmanlığı kaldırmak, Yeni Ahd’in lütuflarını vaaz etmek, yerle gök arasında barışı sağlamak, ve günah sebebiyle insanlarla Yaradan arasındaki kopmuş olan bağı onarmaktı.
Mesih Esenlik Önderi’dir! Barış Prensi’dir! Kim veya hangi kuruluş huzura ve esenliğe gereksinim duymaz ki? Yaşamını daima kavgalar ve mücadeleler içersinde sürdürmeyi dileyen var mıdır? Eğer esenliğin, huzurun, barışın, özellikle bugünlerde, bir mecburiyet olduğuna inanıyor ve ilan ediyorsak, aynı zamanda da, her şeyden önce içsel esenliğe ihtiyacımız olduğunu kanıksamalıyız.
Bu içsel esenlikten yoksun olan bir kişinin, başkalarına esenlik sağlaması mümkün müdür? Böyle bir kişi Rab’be hoşnut olup Allah’ın oğlu sayılabilir mi (Matta 5.9)? Halbuki kutsal yazılar açıktır: Yüreklerimize, Esenlik Önderi’miz olan Rab İsa Mesih’in “Abba! Baba!” diye seslenen Ruh’u gönderilmektedir. Bu Ruh içimizde işlediği zaman Allah’ın “oğulları” ve bu nedenle de O’nun krallığının “mirasçıları” olabileceğimiz yazılıdır (Galatyalılar 4.4-7). Bu içsel esenliği edinmenin, bu Ruh’u almanın tek yolu Allah’ın sevgisine paydaş olmaktır.
Gerçekten de “Birinci buyruk sevgidir” (I Timoteos 1.5). İşte Mesih’in sevgi hakkındaki kesin sözleri: “Allah’ın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin... komşunu da kendin gibi seveceksin” (Matta 22. 38-40). Bu iki emir tüm Şeriat’i ve peygamberlikleri tamamlar ve ideal bir toplumun yaşamsal ilkesini teşkil eder.
Özellikle 11 Eylül’den sonra, birçok kişi veya grup, değişik din ve kültürler arasında yaşanacağı tahmin edilen gerginliği, medeniyetlerarası çatışma teorilerini tartışmaya başlamıştır. Rab İsa Mesih’in sevgi buyruğunun daha bir önem kazandığı bugünlerde, Hristiyanlar, tamamen reddedilmesi gereken bu medeniyetlerarası çatışma kavramına hep birlikte karşı çıkmalıdırlar.
“En yücelerde Allah’a yücelik olsun,
Yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara
Esenlik olsun!” (Luka 2.14)
Meleklerin Beytlehem semalarında söyledikleri bu övgü ilahisi, Noel döneminde tüm dünyada yine yankılanıyor. Özellikle çok kültürlü ve çok dinli bir ortamda yaşayan bugünkü kuşağın temsilcileri olarak, esenlik yolu ve barış arayışının dışında kalamayız. Samimi dualarımız ile, Musevi ve Müslüman kardeşlerimizle dinlerarası diyalog ilişkilerimiz, komşuluktan ve bir arada yaşamaktan da öteye, günlük yaşam paylaşımına ve esenlik yolunda yapılmış önemli katkılardır. Her bir Ermeni imanlı, Ermeni ve Hristiyan çehresini korumakla birlikte, kendisine benzemeyen kişiyi de dikkate almak zorundadır. Ona karşı saygı ve sevgi beslemeli ve içinde yaşadığı toplumun ayrımcılık ruhu tarafından hasara uğratılmasına izin vermemelidir.
Herhangi bir günah nedeniyle bozulan ve yaralanmış olan insani ilişkileri tedavi edici merhem, karşılıklı hoşgörü, birbirini anlama çabaları, sevgi ve saygıdır. Bu merhem, eğer Allah’ın Oğlu’nun Kutsal Doğuşu’nun ve ilahi belirişinin kutsal amacıyla yoğrulursa çok daha etkin olacaktır.
Bu hakikate kanaat getirdiğimiz zaman, Doğuş Yortusu’nun geleneksel ilahisini daha bir coşkuyla söyleyebiliriz:
“Bugün Rab’bimizin
Kutsal Doğuş ve Beliriş Yortusudur!
Bugün adalet Güneşi
İnsanların arasında belirdi.
Mesih Doğdu ve Belirdi!
O’na sonsuzlara dek yücelik olsun.
Amin.”
Kutsal Doğuş ve Beliriş yortusu vesilesiyle İstanbul’daki, Anadolu’daki ve Girit Adası’ndaki Ermeni Kilisesi’nin tüm evlatlarını sevgi ve dualarımızla kutluyoruz. Mesih’ten bizlere miras kalan sevgiyle tüm episkoposları, rahipleri, papazları, Kalfayan Topluluğu Başrahibesini, sargavakları, tbirleri, Surp Prgiç Hastanesi Vakfı yöneticilerini, Başhekimini ve tabiplerini, cemaat ve kilise vakıflarımız yöneticilerini, kadın kollarını, cemaat okullarımızın kurucularını, müdürlerini ve öğretmenlerini, yoksullara ve engellilere yardım kollarını, dernekleri, insani yardım kuruluşlarını, basınımızın yazarlarını ve çalışanlarını ve tüm imanlıları kutluyor ve hepsine mutlu bir Doğuş Yortusu dilerken, ruhani, içtimai ve hayri çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Bu vesileyle başta Ermeni Katolik ve Ermeni İncili kiliseleri olmak üzere, tüm kardeş kilise önderlerine, din görevlilerine ve cemaatlerine biraderane sevgilerimizi ve selamlarımızı sunuyoruz.
Ayrıca bulundukları ülkelerdeki tüm zorluklara rağmen geleneklerini yaşatmak ve doğdukları topraklarla bağlarını korumak için ellerinden gelen gayreti sarfeden Diaspora’daki Surp Haç, Getronagan, Esayan ve Mıhitaryan ve diğer tüm İstanbul Ermeni Derneklerine, yurtışındaki tüm dindar imanlılara ve kilisesine adanmış halkımıza pederane selam ve sevgilerimizi yolluyoruz.
Doğuş Yortusu vesilesiyle Eçmiyadzin, Kilikya ve Kudüs’teki tarihi Patriklik Makamlarımız için de dua etmeyi sürdürüyoruz. Dua birliği ve yortu coşkusu içersinde Kadasetli Tüm Ermeniler Katolikosu Karekin II Hazretleri’nin, Kadasetli Kilikya Katolikosu Aram I Hazretleri’nin ve Kadasetli Kudüs Patriği Torkom II Hazretleri’nin ve onlara bağlı tüm rahiplerin doğuş yortusunu kutluyor ve bugünün coşkulu müjdesiyle biraderane selamlarımı yolluyoruz:
“KRİSDOS DOĞDU VE BELİRDİ!
KRİSDOS’UN BELİRİŞİ KUTLU OLSUN!”
Krisdos’taki pederane selam ve dualarımla
Patrik Mesrob
5 Ocak 2002
|
|