21 Nisan 1999, Carsamba
Cangözü
Haluk Dursun
Geçen hafta paskalya dolayýsýyla Rumlarý yazmýþtým. Bu hafta da
24 nisan münasebetiyle biraz da Ermenileri dile getirmek
istiyorum. Ermeniler, Rumlar gibi Ýstanbul'un yerlisi deðildir.
Anadolu'da Armenia ve Kilikya bölgelerinde tarih boyunca Ermeni
nüfusu yoðunlaþtýðý halde, Ýstanbul'a girebilmeleri Fatih
zamanýnda olmuþtur. Baþlarýnda Bursa Ermeni piskoposu Ovakim
olmak üzere, Ermeni cemaati Ýstanbul'un sur kenarlarýna ve
özellikle "kapý"lara yerleþtirilmiþlerdir. Samatya, Kumkapý,
Edirnekapý ve Topkapý gibi. Bu semtlere Karaman, Kayseri, Sivas,
Diyarbakýr, Bayburt, Eðin (Erzincan), Divriði ve Harput
(Elazýð)'dan Anadolu Ermenisi getirilmiþtir. Ermenilerin
Ýstanbul'daki esas güç aldýðý merkez ise "saray" olmuþtur.
Özellikle Abdülmecit'ten itibaren padiþahlarýn yakýn çevresinde
bulunmuþlar, kuyumcubaþýlýk, kilercibaþýlýk, hususi sarraflýk,
hazine-i hassa nazýrlýðý, darphane, baruthane sorumluluðu gibi
vazifeler üstlenerek padiþahlarýn yakýn çevresini
oluþturmuþlardýr.
Ermenilerin millet olarak zenaatkarlýk becerileri onlarýn
kuyumculuk, gümüþçülük, zilcilik gibi sahalarda ön plana
çýkmasýný saðlamýþtýr. Ayrýca tülbent üzerine resim çizerek
ortaya çýkarýlan yazmacýlýk sanatýný Tokat'tan Üsküdar'a
getirmiþlerdir. Eðinli (Kemaliye) Ermeniler ticarette çok
baþarýlý olmuþlar, Kayserililer de pastýrmacýlýðý Ýstanbul'da
devam ettirmiþlerdir.
Ýstanbul'da mimaride Tanzimat sonrasý Osmanlý Devlet binalarýnýn
önemli bir kýsmýný yapan Balyan ailesidir. Devlet sarayýndan
kasýrlara kadar Balyan kardeþler Ýstanbul'da çok eser
býrakmýþlardýr.
Matbuat aleminde Sabah gazetesinin sahibi Mihran Efendi, dilci
Agop Dilaçar'dan Etyen Mahçupyan'a; ilk fotoðrafçýlardan Keork
Osep Viçhel, Abdullah kardeþlerden günümüzde Ara Güler'e; sahne
sanatlarýnda tiyatrocu Güllü Agop'tan Nubar Terziyan'a, Toto
Karaca'dan Ani Ýpekkaya'ya; tarihçilikte Kömürciyan, Ýnciciyan,
Keork Pamukciyan'dan Avedis Berberyan'a; siyaset sahnesinde II.
Abdülhamit'in hal heyetinde bulunan Aram Efendi, dýþiþleri
bakanlarýndan Gabriel Noradukyan, Mustafa Reþit Paþa'nýn akýl
hocasý Agop Gýrcýkyan, maliyecilerden Agop Kazazyan, Mikail
Portakal Paþa, Sakýzlý Ohannes Paþa, Artin Dadyan, Lübnan
mutasarrýfý Ohannes Kuyumcýyan ve Davut Paþa'dan Bogos Numar'a
kadar daha niceleri...
Ama bana göre Ermenilerin Türk kültüründe en uyum saðladýklarý
saha musikidir. Nikagos Aða'dan Kemani Tatyos Efendi'ye, Kanuni
Artaki Candan'dan Leon Hancýyan'a, hele hele Bimen Þen'e, Udi
Hrant'lara kadar pek çok bestekar yetiþtirmiþlerdir. Günümüzde
de Türk hafif müziði sahasýnda, topraðý bol olsun Onno Tunç ve
Garo Mafyan.
Antikacýlýkta bugünkü Raffi Portakalyan'ýn meþhur hazine-i hassa
nazýrlarýndan Mikail Portakal Paþa'nýn ailesinden geldiðini
bilmem bilen kaldý mý? Ýstanbul'da balýk ve balýkçýlýðýn üstadý
ve bu konuda hala aþýlamayan kitabýn yazarý Karakin
Deveciyan'dan sonra, Kumkapý'da Kör Agop'tan baþka hala Ermeni
balýkçý-meyhaneci var mý?
Ermeni madamlarýndan Beyoðlu Çiçek Pasajý'ndaki akordeoncu Madam
Anahit ve Karaköy'deki pazarlamacý Matild Manukyan'ýn Beyoðlu
yakasýndaki namlarý hala sürüyor!
Jamanak (Zaman), Marmara, Agos gazeteleri Türkiye Ermenilerinin
sosyal hayatýyla ve Ermeni kültürüyle hala ilgileniyor.
Eski sarraf Mýgýrdiç Cezayirliyan'ýn yalýsý þu anda Avusturya
Büyükelçiliði tarafýndan kullanýlýyor. Osmanlý Ýstanbul'unun
Ticaret odasý Baþkaný Bedros Azaryan'ýn yalýsý da Sadberk Haným
Müzesi oldu. Bebek'teki Kavafyan Konaðý'nýn akýbeti meçhul; ama
Mutafyan Efendi Kumkapý Patrikhanesi'nde paskalyada hala ayin-i
ruhani yönetiyor.
Ýstanbul Ermenileri Türk Devleti idaresinde yaþamaya devam
ediyor. O nefis topikleri de mideye indiriyor. Türk milleti de
yýllardan beri Apikoðlu'nun sucuklarýný yiyor!
Ýstanbul dýþýnda kalmýþ Ermenilerin Marsilya'dan Kaliforniya'ya,
Beyrut'tan Halep'e kadar ne durumda olduklarýný ise artýk ne
düþünen, ne arayýp soran var. Bunlardan birisiyle yýllar önce
Þam'da Hamidiye Çarþýsý'nda karþýlaþmýþtým. Bir Fransýz grupla
alýþ veriþ için gittiðimde Türk olduðumu anlayýnca önce "Niçin
Türkçe konuþmuyorsun?" diye kýzmýþ, sonra da "Sen þimdi bunlarla
beraber bir þey alma, sonra ayrýca gel sana özel muamele
yapacaðým." demiþti.
Gerçekten de daha sonra bana çok yakýnlýk gösterdi. Dükkanýna
her gidiþimde beni mutlaka oturtup misafir ediyor; Türkçe
konuþmaktan büyük bir zevk alýyordu. Ýstanbul'u çok seviyor ve
kendisinin aslen Ýstanbullu olduðunu söylemekten gurur
duyuyordu. Nihayet bir gün Þam'dan ayrýlýp Ýstanbul'a döneceðimi
kendisine söyleyip "Buradan Ýstanbul'a ne götüreyim?" diye
sorduðumda, ne cevap verdi biliyor musunuz? "Ýstanbul'a bir þey
götürülmez, Ýstanbul'd
Back to News Home
Back to OIA Home
|